VİTİLİGO NEDİR?
Vitiligo deriyi boyayan maddenin (pigment ) kaybı nedeniyle, cildin beyazlaşması ile seyreden bir hastalıktır. Vitiligo vücudun herhangi bir yerini tutabilir. Genellikle vücudun her iki yanı da tutulur. En sık olarak yüz, dudak, el, kol, bacak ve cinsel bölge tutulur.
KİMLER VİTİLİGOYA YAKALANIR?
Vitiligo her yüz kişiden 1-2 sini etkiler. Etkilenen kişilerin yarısı 20 yaşın altındadır ve etkilenen beş hastadan birinin ailesinde bu hastalık tablosu vardır. Bu hastalık otoimmün (vücudun pigment hücrelerine antikor oluşturduğu) bir hastalıktır. Vitiligosu bulunan hastaların çoğu sağlıklı olmasına rağmen bazı hastalarda guatr hastalığı gibi otoimmün hastalıklar vardır.
DERİNİN RENGİNİ NE BELİRLER?
Derideki melanosit denen hücrelerden üretilen melanin adlı madde derimizin rengini(açık veya koyu renkli) oluşunu belirler. Melanosit denen bu hücreler ölür veya melanin salgılayamazlarsa derinin rengi giderek açılır ve sonunda tamamıyla beyazlaşır.
VİTİLİGO NASIL GELİŞİR?
Tipik olarak vitiligolu deri bölgesi süt beyazı renktedir. Bununla birlikte pigment kaybının derecesine göre renk değişebilir. Lekelerin içinde farklı renk tonları bulunabilir ve etrafı daha koyu bir sınırla çevrili olabilir.
Vitiligo genellikle hızlı bir pigment kaybı ile başlar. Bu süreç bilinmeyen bir nedenle pigment kaybının durmasına kadar sürer.
Hastalığın seyri ve şiddeti kişiden kişiye değişir. Açık tenli kişilerde hastalık genellikle yazın deri bronzlaşınca ortaya çıkar. Esmerlerde ise hastalık daha belirgindir. Bazı hastalarda derinin tamamı beyazlaşır.Şiddetli olgularda pigment kaybı tüm vücudu kaplar. Pigment kaybının ne kadar olacağını belirleyen bir bulgu yoktur.
VİTİLİGO NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Bazen en iyi tedavi hastaya herhangi bir tedavi uygulamamaktır. Özellikle açık tenli olan kişilerin sadece güneşten koruyucu kremleri kullanması bile yeterli olabilir. Derinin hastalıklı alanları güneş ışınlarına karşı korumasızdır. Bu alanlarda kolaylıkla güneş yanığı gelişebilir. Koruma amacıyla en az 30 faktörlü güneşten koruyucular kullanılmalıdır.
Vitiligo lekeleri çeşitli makyaj malzemeleri, kendiliğinden bronzlaşma sağlayan kremler ile kamufle edilebilir. Bu yöntemlerle hastalık tedavi edilmez, fakat lekelerin görünümü düzeltilir. Küçük alanlara iğnelerle deri rengini verecek maddeler enjekte edilebilir. Bu yöntem özellikle küçük alanlarda etkili bir yöntemdir.
Eğer güneşten koruyucular ve kamuflaj yöntemleri etkisiz kalırsa diğer tedavi yöntemleri uygulanabilir.Tedavide yeniden normal bir pigmentasyon sağlanması amaçlanır. Bu yöntemlerin hiç birisi kalıcı çözüm vermez.
ÇOCUKLARDA VİTİLİGONUN TEDAVİSİ
Çocuklarda genellikle agresif tedaviler uygulanmaz. Güneşten koruyucular veya kamuflaj en iyi tedavi yöntemidir. Lokal kortikosteroidler dikkatli gözlem altında kullanılabilir. PUVA tedavisi 12 yaşın altında tavsiye edilmez ve bu tedaviye başlamadan evvel riskleri ve faydaları dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir.
PUVA -PUVA denen bir tedavi yönteminde hastaya psorelen içeren bir hap verilir. Psorelen deriyi ışığa hassas hale getirir. Daha sonra hasta morötesi ışığın bir tipi olan ultraviyole A ışığına maruz bırakılır. Bu tedavi için özel ekipman gerekir. Yüz, üst kol, üst bacak, gövde gibi alanlarda % 50-70 oranında iyileşme olur. Eller ve ayaklar ise tedaviye kötü cevap verir. PUVA tedavisi Dermatoloji Uzmanının gözetiminde yapılmalıdır. Güneş yanığına benzer şikayetler görülebilir. Uzun vadede deride çillenmeye ve cilt kanseri riskinin artmasına neden olabilir. UVA göze de zararlı olduğundan UVA filtresi olan gözlükler seans sırasında ve dışarı güneşe çıkıldığında kullanılmalıdır. Bu gözlüklerin kullanımı katarak gelişimini engeller. 12 yaşın altında, hamilelerde ve bebek emziren kadınlarda PUVA tedavisi uygulanamaz.
Dar bant UVB - Bu tedavi şeklinde haftada 2-3 seans bir kaç ay boyunca tedaviye alınır Bu tedavinin şu an geniş kullanımı yoktur. Butedavi yöntemi özellikle çocuk hastaları tedavi etmekte kullanılabilir.
Grafting - Normal sağlıklı derinin sağlıksız alana cerrahi yollarla aktarılması (grafting) az sayıda hastada faydalı olabilen bir yöntemdir. Ayrıca hastalıklı alanın tamamında homojen bir renk dönüşü olmaz.
DİĞER TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Diğer tedavi şekilleri arasında, bağışıklık sistemini düzenleyen maddeler içeren kremlerin kullanımı vardır. Güvenli olduğundan çocuklara ve göz kapağına da uygulanabilir. Excimer laser de tedavi de denenebilir.
VİTİLİGO KESİN OLARAK TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?
Günümüzde vitiligonun nedeni bilinmemektedir, bununla beraber hastalığın ailesel bir özelliği vardır. Hastalığı tedavi edecek çeşitli yöntemler bulunmasına rağmen, hastalığın kesin bir tedavisi yoktur. Vitiligo ile ilgili yapılan araştırmalar halen sürmektedir.
23.06.2009
EXELON Oral Solüsyon
Etken Madde(ler):
Rivastigmin 2 mg/ml
Piyasa Şekilleri:
120 ml'lik şişelerde ve doz şırıngası ile.
Kullanım Şekli:
Rivastigmin sabah ve akşam yemeklerinde olmak üzere günde 2 defa alınmalı; kapsüller bir bütün olarak, çiğnenmeden yutulmalıdır. Başlangıç dozu: Günde 2 defa 1.5 mg. Önerilen başlangıç dozu, günde 2 defa 1.5 mg'dır. Bu doz, en az 2 hafta devam eden bir tedaviden sonra, iyi tolere edilirse doz günde 2 defa 3 mg'a yükseltilebilir. Dozun daha sonra günde 2 defa 4.5 ve 6 mg'a yükseltilmesi, her bir dozla minimum 2 haftalık tedavi sonrasında ve hastanın o dozu iyi tolere etmesinden sonra düşünülmelidir. İdame dozu: Günde 2 defa 3-6 mg'dır. Önerilen maksimal günlük doz, iki defa 6 mg'dır. İdame tedavisi, hasta terapötik fayda görmeye devam ettiği sürece uygulanmalıdır. Terapötik etki kanıtları ortadan kalkarsa, tedaviye son verilmesi düşünülmelidir. 6 aydan daha uzun süren çalışmalarda incelenmiş değildir. Tedaviye birkaç günden daha uzun süre ara verilmişse, günde 2 defa 1.5 mg rivastigminle tekrar başlatılmalıdır. Rivastigmin maruz kalımının böbrek bozukluğunda, ayrıca hafif-orta şiddetteki karaciğer bozukluğunda artmış olması nedeniyle; bireysel tolerabiliteye göre gerçekleştirilecek dozaj titrasyonu önerilerine yakından uyulmalıdır.
Endikasyonları:
Alzheimer hastalığındaki veya Parkinson hastalığına eşlik eden hafif-orta şiddetteki demansın semptomatik tedavisi.
Kontrendikasyonları:
Rivastigmine, diğer karbamat türevlerine veya formülasyonun diğer bileşenlerine karşı bilinen aşırı duyarlığı olan hastalarda ve şiddetli karaciğer bozukluğu olan hasta popülasyonunda incelenmemiş olduğundan kontrendikedir.
Uyarılar:
Sinüs sendromu veya şiddetli kardiyak aritmi vakalarında diğer kolinomimetiklerde olduğu gibi, rvastigmin kullanırken de dikkatli olmak gerekir. Kolinerjik uyarı, mide asidi salgısının artmasına neden olabilir. Daha önce solunum hastalığı geçirmiş olan veya tedavi sırasında solunum hastalığı bulunan vakalar da dahil olmak üzere, rivastigmin ile tedavi edilen hastalarda solunum sistemiyle ilgili yeni belirtiler ve semptomlar gelişmemiş, ya da mevcut belirti ve semptomlar şiddetlenmemiştir. Ancak diğer kolinomimetikler gibi rivastigmin de bu hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Akut bronşiyal astım hastalarının rivastigmin ile tedavisi konusunda herhangi bir deneyim yoktur. Kolinomimetikler üriner obstrüksiyonu ve konvülsiyonları şiddetlendirebilir. Hayvanlarda yapılan çalışmalarda rivastigmin herhangi bir teratojen etki göstermemiştir. Ancak gebe kadınlardaki ilaç emniyeti saptanmış değildir ve gebe kadınlarda bu ilaç ancak, beklenen faydalar, fetusun görebileceği zararlardan fazla olduğu takdirde kullanılmalıdır. anne sütüne geçip geçmediği bilinmediğinden, bu ilacı kullanan anneler bebeklerini emzirmemelidir. Tedavi edilen hastalarda herhangi bir hareket fonksiyonu bozukluğu görülmemiştir. Ancak Alzheimer hastalarının araç veya karmaşık makineleri kullanmaya devam etme konusundaki yetenekleri, kendilerini tedavi eden doktor tarafından rutin olarak değerlendirilmelidir.
Yan Etkileri:
Advers etkilerin sıklık ve şiddeti genellikle yüksek dozlarda artmaktadır. Genel bozukluklar: Yorgunluk, güçsüzlük. Santral ve periferik sistem bozuklukları: Baş dönmesi, baş ağrısı, uyku hali. Gastrointestinal sistem bozuklukları: Bulantı, kusma, diyare, karın ağrısı, iştah kaybı, dispepsi. Kadın hastaların bulantı, kusma, iştah kaybı ve kilo kaybı gibi advers etkilere daha duyarlı oldukları bulunmuştur.
İlaç Etkileşimleri:
Rivastigmin, başlıca esterazlar tarafından hidroliz yoluyla metabolize edilir. Sitokrom P450 izoenzimleri tarafından minimal bir metabolizma söz konusu olduğundan rivastigminin, bu enzimlerin metabolize ettiği diğer ilaçlarla herhangi bir farmakokinetik etkileşim göstermesi beklenmez. Farmakodinamik etkileri göz önünde tutularak, diğer kolinomimetik ilaçlarla birlikte verilmemelidir, antikolinerjik ilaçların etkisini bozabilir. Bir kolinesteraz inhibitörü olarak rivastigmin, anestezi sırasında süksinilkolin-tipi kas gevşeticilerin etkilerini şiddetlendirebilir.
Rivastigmin 2 mg/ml
Piyasa Şekilleri:
120 ml'lik şişelerde ve doz şırıngası ile.
Kullanım Şekli:
Rivastigmin sabah ve akşam yemeklerinde olmak üzere günde 2 defa alınmalı; kapsüller bir bütün olarak, çiğnenmeden yutulmalıdır. Başlangıç dozu: Günde 2 defa 1.5 mg. Önerilen başlangıç dozu, günde 2 defa 1.5 mg'dır. Bu doz, en az 2 hafta devam eden bir tedaviden sonra, iyi tolere edilirse doz günde 2 defa 3 mg'a yükseltilebilir. Dozun daha sonra günde 2 defa 4.5 ve 6 mg'a yükseltilmesi, her bir dozla minimum 2 haftalık tedavi sonrasında ve hastanın o dozu iyi tolere etmesinden sonra düşünülmelidir. İdame dozu: Günde 2 defa 3-6 mg'dır. Önerilen maksimal günlük doz, iki defa 6 mg'dır. İdame tedavisi, hasta terapötik fayda görmeye devam ettiği sürece uygulanmalıdır. Terapötik etki kanıtları ortadan kalkarsa, tedaviye son verilmesi düşünülmelidir. 6 aydan daha uzun süren çalışmalarda incelenmiş değildir. Tedaviye birkaç günden daha uzun süre ara verilmişse, günde 2 defa 1.5 mg rivastigminle tekrar başlatılmalıdır. Rivastigmin maruz kalımının böbrek bozukluğunda, ayrıca hafif-orta şiddetteki karaciğer bozukluğunda artmış olması nedeniyle; bireysel tolerabiliteye göre gerçekleştirilecek dozaj titrasyonu önerilerine yakından uyulmalıdır.
Endikasyonları:
Alzheimer hastalığındaki veya Parkinson hastalığına eşlik eden hafif-orta şiddetteki demansın semptomatik tedavisi.
Kontrendikasyonları:
Rivastigmine, diğer karbamat türevlerine veya formülasyonun diğer bileşenlerine karşı bilinen aşırı duyarlığı olan hastalarda ve şiddetli karaciğer bozukluğu olan hasta popülasyonunda incelenmemiş olduğundan kontrendikedir.
Uyarılar:
Sinüs sendromu veya şiddetli kardiyak aritmi vakalarında diğer kolinomimetiklerde olduğu gibi, rvastigmin kullanırken de dikkatli olmak gerekir. Kolinerjik uyarı, mide asidi salgısının artmasına neden olabilir. Daha önce solunum hastalığı geçirmiş olan veya tedavi sırasında solunum hastalığı bulunan vakalar da dahil olmak üzere, rivastigmin ile tedavi edilen hastalarda solunum sistemiyle ilgili yeni belirtiler ve semptomlar gelişmemiş, ya da mevcut belirti ve semptomlar şiddetlenmemiştir. Ancak diğer kolinomimetikler gibi rivastigmin de bu hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Akut bronşiyal astım hastalarının rivastigmin ile tedavisi konusunda herhangi bir deneyim yoktur. Kolinomimetikler üriner obstrüksiyonu ve konvülsiyonları şiddetlendirebilir. Hayvanlarda yapılan çalışmalarda rivastigmin herhangi bir teratojen etki göstermemiştir. Ancak gebe kadınlardaki ilaç emniyeti saptanmış değildir ve gebe kadınlarda bu ilaç ancak, beklenen faydalar, fetusun görebileceği zararlardan fazla olduğu takdirde kullanılmalıdır. anne sütüne geçip geçmediği bilinmediğinden, bu ilacı kullanan anneler bebeklerini emzirmemelidir. Tedavi edilen hastalarda herhangi bir hareket fonksiyonu bozukluğu görülmemiştir. Ancak Alzheimer hastalarının araç veya karmaşık makineleri kullanmaya devam etme konusundaki yetenekleri, kendilerini tedavi eden doktor tarafından rutin olarak değerlendirilmelidir.
Yan Etkileri:
Advers etkilerin sıklık ve şiddeti genellikle yüksek dozlarda artmaktadır. Genel bozukluklar: Yorgunluk, güçsüzlük. Santral ve periferik sistem bozuklukları: Baş dönmesi, baş ağrısı, uyku hali. Gastrointestinal sistem bozuklukları: Bulantı, kusma, diyare, karın ağrısı, iştah kaybı, dispepsi. Kadın hastaların bulantı, kusma, iştah kaybı ve kilo kaybı gibi advers etkilere daha duyarlı oldukları bulunmuştur.
İlaç Etkileşimleri:
Rivastigmin, başlıca esterazlar tarafından hidroliz yoluyla metabolize edilir. Sitokrom P450 izoenzimleri tarafından minimal bir metabolizma söz konusu olduğundan rivastigminin, bu enzimlerin metabolize ettiği diğer ilaçlarla herhangi bir farmakokinetik etkileşim göstermesi beklenmez. Farmakodinamik etkileri göz önünde tutularak, diğer kolinomimetik ilaçlarla birlikte verilmemelidir, antikolinerjik ilaçların etkisini bozabilir. Bir kolinesteraz inhibitörü olarak rivastigmin, anestezi sırasında süksinilkolin-tipi kas gevşeticilerin etkilerini şiddetlendirebilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)